Türkiye Cumhuriyeti

Kanberra Büyükelçiliği

Konuşma Metinleri

Büyükelçi Reha Keskintepe'nin konuşması - Gelibolu 2015: 100. Yıl Sonra Konferansı Resepsiyonu , 17.03.2015

Gazi İşleri Bakanı Sayın Senatör Ronaldson,

Sayın Milletvekilleri,

Emekli Tüm Amiral Ken Doolan, RSL Ulusal Başkanı,

Avustralya Savaş Müzesi Direktörü Sayın Dr. Brendan Nelson,

Avustralya Milli Üniversitesi Yardımcı Rektörü Sayın Profesör Ian Young,

Ekselansları,

Saygıdeğer Akademisyenler,

Bayanlar ve Baylar,

İyi akşamlar!

 

Avustralya Savaş Müzesi ve Avustralya Milli Üniversitesi ile birlikte düzenlenen “Gelibolu 1915, 100.yıl” Uluslararası Konferansı katılımcılarına ve misafirlerimize Lalezar Salonunda verilen bu resepsiyona Türk Büyükelçisi olarak ev sahipliği yapmaktan büyük onur ve mutluluk duymaktayım.

Hoş geldiniz!

Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasının yüzüncü yıldönümü münasebetiyle, önümüzdeki birkaç gün boyunca aralarında Türk akademisyenlerin de bulunduğu dünya çapındaki akademisyenler ve uzmanlar bu konferansta, Gelibolu Savaşı’nın çeşitli boyutlarını ele alacaklar. 

Türk tarihinin bu döneminin onların fikir ve analizleriyle tarafsız ve adil olarak değerlendirilmesine katkı sağlayacağına eminim. Bu vesileyle, önümüzdeki ay Çanakkale’de en yüksek düzeyde katılımla idrak edilecek olan Çanakkale Savaşlarının Yüzüncü Yılı ve Gelibolu Anzak çıkartmaları için düzenlenen törenlerin arifesinde bu konferansı organize ettikleri için Dr. Nelson’a ve Prof. Young teşekkür etmek istiyorum.

Birinci Dünya Savaşı tarihte görülmemiş bir boyutta cereyan etmiştir. Bireysel ve toplu olarak muazzam kayıplar verilmiştir. Birinci Dünya Savaş’ının 28 ülkede tahmini olarak 5 milyonu sivil, 9 milyonu asker, denizci ve havacıdan oluşan 14 milyon canın anlamsızca katledilmesine neden olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, savaş sonucu en az 7 milyon asker sakat kalmıştır.

Çok büyük sayıda insan kaybı ile birlikte dünyanın eski düzeni onarılamaz biçimde tahrip olmuştur. Dünyadaki birçok ülkenin kaderi etkilenirken, Türkiye de dahil olmak üzere, savaşın sonuçları halen birçok ülkede hissedilmektedir.

Türkiye için savaş 1918’de bitmemiş, istilacı güçler yenilgiye uğratılana kadar 1922 yılına dek sürmüştür.

Hem Avusturya-Macaristan, hem de Osmanlı İmparatorluğu son bulmuştur. Savaşın küllerinden Avrupa ve Orta Doğuda yeni ülkeler ortaya çıkmıştır. Devrim sonucunda Rusya Çarlığı yıkılmıştır. 

Monarşiler son bulmuştur. Yaratılan yeni dünya düzeni, neredeyse yüz yıl sonra bile günümüzde tanık olunan siyasi değişimleri ortaya çıkarmıştır.   

Bu savaş kapsamındaki muharebeler ve çarpışmalar arasında yer alan 1915 Çanakkale Deniz ve Kara savaşları, Türkler ve diğer birçok savaşan uluslar için özel anlam taşımaktadır. Yarın, 18 Mart’ta Türkiye Çanakkale Deniz Savaşı’ndaki zaferin 100. Yılını kutlayacaktır. Bu savaşlar, Birinci Dünya Savaşı’nın en kanlı cephelerinden birini oluşturmuş ve sadece savaşın gidişatını değil, tarihin akışını da değiştirmiştir.

Diğer taraftan, ulusal bilincin ortaya çıkmasının habercisi olan Çanakkale Savaşları, Cumhuriyet tarihimizde ve aynı zamanda Avustralya tarihinde özel bir yere sahiptir. Osmanlı İmparatorluğunun dağılma aşamasında topraklarını her şeye rağmen kanıyla ve canıyla çok ağır bedeller ödeyerek koruyan ve savunan Türk ulusu olağanüstü azim ve kararlılık göstermiştir.

Türkler, onurları ve özgürlükleri uğruna feda edemeyecekleri hiçbir şeyin olmadığını kanıtlamışlardır. Türk orduları Gelibolu’da zafer kazanan Mustafa Kemal Atatürk gibi gözü pek ve savaşlarla yoğrulmuş komutanlar tarafından yönetilmişlerdir. Kurtuluş Savaşına önderlik ettiği için ve çoğunluğu Müslüman nüfuslu, yüzü Batıya dönük bir ülke olan Türkiye Cumhuriyetini kurduğu için Atamıza sonsuza kadar minnettarız. Atatürk’ün bilinen ve sıkça ezbere söylenen Anzak askerlerinin annelerine hitaben 1934 yılında söylediği şefkat ve bilgece sözleri yüzyıllar boyunca yankılanacak ve giderek gelişen Türkiye-Avustralya ilişkilerinin temelini oluşturacaktır.

Değerli Misafirler,

Birinci Dünya Savaşı sırasında ve ertesinde, Osmanlı İmparatorluğu, Kafkaslardan, Orta Doğu ve Balkanlar’a uzanan birçok cephede, genç kuşağının neredeyse tamamını kaybetmiştir.  

Ancak Türkiye bugün, düşman olup olmadığını gözetmeksizin savaşa katılan bütün ülkelerle dostane ilişkiler yürütmektedir.

Bu açıdan Çanakkale Kara Savaşları, savaştan bir dostluğun nasıl doğduğuna güzel ve eşsiz bir örnek teşkil etmektedir. Farklı uluslara ait askerlerin huzur içinde yan yana yattığı Gelibolu ve diğer cephelerdeki savaş alanları, barış ve dostluğun ölümsüz abidesi olarak ayakta duracaktır.

Gördüğünüz gibi, Salonumuzun duvarlarında 100 yıl önce Çanakkale’de deniz ve kara savaşları sırasında çekilen fotoğraflar yer almaktadır.

Birinci Dünya Savaşı’nın üzerinden yüz yıl geçmiş olmasına rağmen, küresel barış ve istikrar halen ciddi tehdit ve tehlikelerle karşı karşıya bulunuyor. Savaşta yer alan ülkeler için büyük yıkımlara neden olan ve genç kuşakların yitirilmesine sebep olan o dönemin koşullarının dikkatli bir şekilde incelenmesi, günümüz dünyasında yaşanan bir çok sorunun daha iyi anlaşılmasına ışık tutacaktır. Konferansın bu bağlamda eşsiz bir katkı sağlayacağından eminim. 

Savaşın yüzüncü yıl dönümünü idrak ederken, bundan çıkardığımız dersleri her daim yaşatmalı ve bir kuşağın olağanüstü fedakârlığını hiçbir zaman unutmamalıyız.

1915 yılında Birinci Dünya Savaşı’nda, Çanakkale ve Gelibolu’da karada ve denizde görev yapan ve hayatlarını kaybedenleri her zaman saygı ve minnetle anacağız.

Sözlerimi Mustafa Kemal Atatürk’den bir alıntı yaparak bitirmek istiyorum. Bu sözler Türkiye Dışişleri Politika’sının rehber ilkesi olmuştur ve olmaya da devam edecektir: “Yurtta barış, dünyada barış”.

Sizlere teşekkür eder ve akşamınızı keyifle geçirmenizi dilerim!